The 100(The Hundred) Konusu – Karakterleri ve Oyuncuları

Son zamanların en gözde dizilerinden biri olan The 100, konusu ve olay akışıyla izleyicilerini ekran başına kilitlemeyi başarıyor. Gerek arkadaş tavsiyesi, gerekse dizinin gündemden düşmemesi; yeni izleyicilerin The 100 konusu ve karakterlerine merak duymasına sebep oluyor. Bu yazımızda The 100 konusu, The 100 dizisinin oyuncuları ve bu oyuncuların canlandırdığı karakterler üzerine geniş bilgiler vereceğiz. İyi bir diziye başlamak isteyen ama kararsız kalan kişilere biraz fikir vermeye çalışacağız.

The 100 Konusu

Modern dünyanın getirdikleri daha kolay bir hayata sahip olmamızı sağladı. Teknolojik gelişmeler, sanayi atılımları, insan gücüne olan ihtiyacın düşmesi; farklı şeylere yönelebilmemizi sağladı. Geçmiş yıllarda sadece hayatta kalmak için hareket eden insan toplulukları gelişti ve büyük medeniyetler kurdu. Peki ya bu medeniyetler sonsuza kadar düzen içinde kalabilir mi? Bu dizide bu soruya cevaplar alıyor ve medeniyette ne kadar ileri gidersek, her şeyin yok olmasının o kadar kolay olabileceğini görüyoruz.

The 100 dizisi başlangıçta büyük bir yıkımla bizleri karşılıyor. Bu yıkımın sebebi ise herkesin tahmin edebileceği gibi sınırları aşmış bir medeniyet. Öyle ki insanlık, tüm insanları yok edebilecek gücü de elinde tutuyor. Nükleer silahlar ile başlayan kıyamet,  gezegenimizin parça parça alevler içinde kalmasıyla son buluyor. İnsanlık ırkı bu kıyamet sonucunda neredeyse tüm nüfusunu kaybediyor ve dünya derin bir sessizliğe gömülüyor. Bu sessizliği bozan ise o sırada dünyanın yörüngesinde dolaşan uzay istasyonları oluyor.

Uzay İstasyonunda Yaşayan Umut…

İnsanlığın farklı gezegenlerde kolonileşme çalışmalarının ilk adımı olan uzay istasyonları, dünyada meydana gelen bir nükleer savaş sonrası insan ırkını tamamen yok olmaktan koruyor. Farklı ülkelerin sahip olduğu bu uzay istasyonlarında yaşayan insanlar, dünyada hayatın tümüyle yok olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorlar ve sahip oldukları istasyonları birleştirerek; yörüngede bir uzay topluluğu kurmaya karar veriyorlar.

Kısa sürede gezegenimizde yok olan toplumlara benzer bir yapı, dünya yörüngesinde uzay istasyonları içinde kuruluyor. Geçmişte büyük kıtalara, yüce okyanuslara hükmeden insan ırkı artık çok küçük bir alanda yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Yine de bu sayede uzayda yaşamayı daha iyi öğreniyor ve on yıllarca hayatta kalmayı başarıyor. Yine de kısıtlı imkanların olduğu bu yerin, insanlığı sonsuza kadar misafir edemeyeceğini herkes biliyor.

Yüzlerce yıl sonra uzay istasyonunda yaşayan insan nüfusu artık kabına sığmaz oluyor. Dünyada yaşanan nükleer felaketten bu yana değişmeyen istasyon parçaları sorun çıkarmaya başlıyor ve kaynaklar her geçen gün daha da azalıyor. Tüm insanlığın burada yok olması göze almak istemeyen uzay konseyi, radikal bir karar alıyorlar. Bu karar sonrası çeşitli suçlarla uzay istasyonunda hapis tutulan insanları, yaşanabilecek duruma gelip gelmediğini kontrol ettirmek için yer küreye yolluyorlar.

Dünyaya Dönüş…

Çoğu insan tarafından acımasızca bulunan bu karar, insanlığın son şansı olduğu için büyük bir önem taşıyor. Dizinin ismini de aldığı, 100 kişilik mahkum grubu dünyaya iniş yaptıktan sonra gördüklerine inanamıyorlar. Hepsi ilk başta mükemmel bir yere geldiklerini ve resmen cennette olduklarını düşünüyorlar. Uzay istasyonunun kısıtlı imkanları ve katı kurallarından kurtulmuş olmanın verdiği mutluluk ve kendilerini ölüme yollamalarının öfkesiyle büyük bir isyan başlatıyorlar. Bu sebeple uzay istasyonu ile olan tüm iletişim bağlantılarını keserek gezegende özgürce yaşamaya başlıyorlar.

Karakterlerimizin kapıldığı heyecan ve mutluluk kısa süre sonra yerini korku ve öfkeye bırakıyor. Gezegende kendilerinden başka hiçbir insanın kalmadığını ve yüzyıllar önce son dünyalı insanın öldüğünü düşünen grubumuz etrafta saldırgan birilerini fark ediyorlar. Bu saldırganlar nükleer savaşta hayatta kalmış ve evrim geçirmeyi başarmış insan topluluklarından başkası değil. Uzun yıllar hayatta kalma savaşı verdikten sonra medeniyetten oldukça uzaklaşmış ve ilkel bir hayat süren bu topluluklar gökten gelen bu yeni insanlarla bir arada yaşamayı pek de istemiyorlar.

İnsanların yerli saldırılarıyla bir bir öldürülmesiyle kampta büyük bir kaos hakim oluyor ve  hayatta kalma sırası kahramanlarımıza geliyor. Bu sırada ise dünyaya yolladıkları tüm ekibin öldüğünü düşünen uzay istasyonu ise bir şekilde neler olup bittiğini öğrenmeye çalışıyor. Peki ya yıllar sonra gezegenimizde yeniden var olma mücadelesi veren insanlık, amacına ulaşabilecek midir?

The 100 Karakterleri ve Oyuncuları

Abby – Paige Turco

Uzay istasyonunun doktoru olan Abby, her işe koşturan ve oldukça yardımsever bir kadındır. Kocası uzay istasyonunda halktan gizlenen bir şeyi açığa çıkardığı için öldürülmüştür. Bunun asıl sebebi ise karakterimizin kocasının verdiği sırrı tutamaması ve onun kısa süre sonra harekete geçeceğini başkana bildirmesidir. Bu olaydan sonra kızı Clarke hapse atılmış ve aralarındaki ilişki tamir edilemez yaralar almıştır. 100 kişilik grup gezegene gönderildikten sonra, onlara ulaşmak için her yolu deneyecektir.

Thelonious Jaha  – Isaiah Washington

Uzay istasyonunun başkanı olan Jaha, halkını korumak için bazı fedakarlıklar yapmış, bazen de acımasız kararlar almıştır. Mahkumları dünyaya göndermek de bu kararlardan biridir. Uzay istasyonunda fazla zamanlarının kalmadığını çok iyi bildiği için bu şansı denemek istemiştir. İlerleyen dönemde tüm halkı kurtarmak için yapacağı şey büyük bir sempati toplayacaktır.

Markus Kane – Henry Ian Cusick

Başkan yardımcısı olan Kane, sert mizaçlı bir adamdır. Uzay istasyonundaki tüm kuralların harfiyen uygulanmasını istemekte ve kimseye müsamaha göstermemektedir. Bu yüzden kendisini seven pek insan olmasa da, tüm bunları uzay istasyonunda yaşayan insanları düşündüğü için yapmaktadır. Yine de sahip olduğu acımasızlık, çoğu zaman en kötü kararları almasına neden olur.

Clarke Griffin – Eliza Taylor

Doktor Abby’nin kızı olan Clarke, oldukça başına buyruk bir kızdır. Babasının ölümünden sonra yaptıklarından dolayı hapse atılmış ve dünyaya gönderilecekler arasına girmiştir. Zamanla liderlik yeteneğine tanık olacağımız karakterimiz, büyük işler başaracaktır. Öyle ki dünyalılar arasında dahi ismini duyanların önünde saygıyla eğildiği bir konuma, kimsenin beklemediği bir şekilde gelecektir.

Lexa – Alycia Debnam Carey

Dünyaya adım attıktan kısa süre sonra karşımıza çıkan Lexa, yerlilerin büyük bir bölümünü yönetmektedir. Bu ilkel topluluğun arasında acımasız ve kurallara bağlı kalması gerekse de oldukça akıllı biridir. İçinde yetiştiği belli başlı gelenekler onu olduğundan daha sert ve gözü kara bir lider yapmaktadır. Karakterimiz bugüne dek akan kanı durdurabilecek ve gezegene yeniden barış getirebilecek tek kişidir. Yine de söz konusu kendi insanlarının güvenliği olduğunda kan dökmekten çekinmeyecektir.

Finn Collins – Thomas McDonell

Uzayda kurallara aykırı bir şekilde yürüyüşe çıkmakla suçlanan ve geminin kısıtlı oksijen kaynaklarını boşa harcadığı için cezalandırılan Finn, uzun bir zamanını hapiste geçirmiştir. Daha sonra ise dünyaya gönderilen insanlar arasında yer almıştır. Gezegende yaşamaya başladıkları dönemde Clarke’ın en büyük destekçilerinden olacaktır. Bu durum zamanla kendisini hiç beklemediği bir yerde bulmasına sebep olacaktır.

Bellamy Blake – Bob Morley

Uzay istasyonunun güvenlik gücünü oluşturan muhafızlardan biri olan Bellamy, hayatını küçük kız kardeşini korumaya adamıştır. Bu yüzden sahip olduğu her şeyi bırakıp, dünyaya gönderilen mahkumlar arasında bulunan kız kardeşinin yanında olmak için başkana suikast düzenlemiştir. Bu onun hain olarak anılmasına ve uzay üssünde kalan yöneticiler tarafından hedef tahtasına oturtulmasına sebep olacaktır.

Octavia Blake – Marie Avgeropoulos

Bellamy’nin kardeşi olan Octovia, uzay istasyonunda nüfus kısıtlamalarına takıldığı için annesi tarafından kimseye haber vermeden büyütülmüştür. Yıllar sonra bu durum ortaya çıktığında ise annesi öldürülmüş, Octovia ise hapse atılmıştır. Onun için dünyaya gönderilmek, hiç tatmadığı özgürlüğe ilk adımdır. Yeryüzünde tattığı tek duygu ise özgürlük olmayacaktır. Hayatını kurtaran bir yerliye karşı beslediği aşk, tüm hayatını değiştirecek ve onu bambaşka bir insan yapacaktır.

Raven Reyes – Lindsey Morgan

Uzay istasyonunda çeşitli mekanik işlerle uğraşan Raven, başarılı bir teknikerdir. Dünyaya gönderilecekler arasında olan Finn’e olan aşkı, ona çok önemli şeyler yaptıracaktır. Buna en büyük örnek, eski bir uzay aracını tamir etmesi ve bu araçla gezegene iniş yapmasıdır. Bu tehlikeli yolculuğun ardından, beklediğinden çok daha farklı bir tabloyla karşı karşıya kalacaktır.

Jasper Jordan – Devon Bostick

Hiperaktif ve sürekli eğlence peşinde olan Jasper, Octavia’ya sırılsıklam aşıktır. Bu yüzden dünyada birçok tehlikeye atılacak ve bundan oldukça keyif alacaktır. Zamanla değişen duyguları, yeni aşklara yelken açmasına ve hiç unutamayacağı şeyler yaşamasına neden olacaktır.

Lincoln – Ricky Whittle

Dünya üzerindeki yaşamı keşfettikten kısa süre sonra tanıdığımız Lincoln, birçoğu barbar olan yerlilerden biridir. Grubumuzun kampına esir düştükten sonra Octovia ile aralarında oluşan yakınlaşma her şeyin başlangıcı olacaktır. Bu sayede yerliler ve gökten gelenler arasında bir köprü kurulmuş olacaktır.

The 100 Yeni Sezon Ne Zaman Başlıyor?

The 100 dizisi izleyicilerinin en çok merak ettiği konulardan biri de yeni sezonun ne zaman başladığı oluyor. Yayınlanmaya başladığı 19 Mart 2014 tarihinden beri bizimle olan The 100 ne yazık ki 30 Eylül 2020 tarihinde final sezonu ile ekranlara veda etti. Birbirinden aksiyonlu olaylarla 7 sezon ve 100 bölüm boyunca bize güzel deneyimler yaşattı. Eğer bu diziyi henüz izlemediyseniz çok şanslısınız. Önünüzde uzun bir macera sizi bekliyor. İyi seyirler…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir