Stefan Zweig – Satranç

İnsan aklının sınırlarını ne kadar zorlayabilir? Yazarın en başarılı romanlarından biri olan Stefan Zweig – Satranç, yazıldığı dönemden günümüze vermek istediği mesajları korumayı başarıyor. Anlattığı olayların, yazarın yaşadığı dönemde ortaya çıkan gelişmelerle paralellik göstermesi de; okuyucuya yaşanmış bir olaya tanık oluyormuş hissi veriyor. Nazilerin yükselişe geçtiği ve halkın üzerinde baskıların son derece şiddet kazandığı bu dönem, yazarımızın psikoloji bilgisiyle ustaca ele alınmıştır. Yazar kitabı yayınevine gönderdikten sadece 1 gün sonra intihar etmiş ve yaşadığı dönemin insanın yaşama isteğini nasıl yok ettiğinin gerçek bir kanıtı olmuştur.

Kitabın Özeti

Stefan Zweig – Satranç kitabının bize sunduğu hikayeye bir gemi yolculuğunda başlıyoruz. Günler sürecek bu yolculuğa ortak olanlar arasında; dönemin satranç şampiyonu, satranca büyük ilgi duyan bir milyoner ve hikayenin büyük kısmını anılarıyla dolduracak olan ana karakterimiz Dr. B yer alıyor.

Gemide en prestijli satranç oyuncusunun bulunduğunu bilen milyoner, bu adamla bir el satranç oynayabilmek için sabırsızlanıyor. Öyle ki rakibini bu karşılaşmaya ikna etmek için ücret ödemeye bile hazırdır. Kısa süre sonra ikili arasında başlayan karşılaşma, o sıralar oldukça popüler bir oyun olan satranca ilgi duyan birçok insanın dikkatini çekmeyi başarır. Bunların arasında ise satranç ile kötü bir geçmişi olan Dr. B de vardır.

Dr. B oyunu göz kırpmadan izlerken bir kaç defa kendini tutamayarak milyoner ve dünya şampiyonunun oyununa müdahale eder. Karakterimizin hamlelerine büyük ilgi duyan kalabalık, Dr. B ve şampiyonun bir satranç maçı yapmalarını önerirler. Bu teklif tüm hikayenin başlangıcı olacaktır.

Dünya şampiyonu karşısında büyük bir başarı gösteren karakterimiz; bizi hatıralarının peşinden sürükler. Kendimizi onun arkasında Nazilerin kontrolündeki bir hücrede buluruz. Babasının Viyanalı önemli bir adam olmasının ve elinde tuttuğu gizli belgelerin ele geçirilmesinin üzerine bu hücreye atılan karakterimiz; uğraşacak hiçbir şeyi olmadan büyük bir yalnızlıkla karşı karşıya bırakılmıştır.

Düşüncelerle Baş Başa Kalmak…

Oldukça uzun bir süre hücre hapsine mahkum bırakılan ve sadece sorgulanmak üzere bu dört duvar arasından çıkarılan Dr. B yapacak hiçbir şey bulamamaktan delirmek üzeredir. Yine bir sorgu sırasında, duvarda asılı duran paltoya gizlice uzanır ve içinden satranç kurallarını anlatan bir kitap bulur. Artık yalnızlığı bir nebze daha azalacaktır.

Sürekli aynı kitabı okuyan karakterimiz, satrancın bütün kurallarını ve olası hamlelerini ezberlemiştir. Zamanla kendisine ekmek hamurundan satranç taşları yapmaya başlar ve seti tamamladığında kendisine karşı hiç durmadan devam ettiği bir satranç oyununa başlar. Bir süre sonra yaptığı satranç taşlarına da ihtiyaç duymayan Dr. B, satranç tahtasındaki her şeyi düşünceleri üzerinden algılamaya başlar. Delirmenin eşiğine gelmiştir ve tüm bunların ne zaman son bulacağını bilmemektedir.

 Dr. B ve şampiyonun oyunları şiddetlendikçe, karakterimizin hatıraları ve deliliğin sınırında gezdiği ruh hali de gün yüzüne çıkmaya başlar. Kendini ne kadar uzak tutmaya çalışsa da yine pençesine düştüğü bu oyun, bu kez nasıl son bulacaktır? Stefan Zweig – Satranç kitabı konusu ile daha birçok ayrıntıya ev sahipliği yapıyor, bu maceraya ortak olmak istiyorsanız mutlaka bu kitabı okumalısınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir