Ölümcül Kimlikler – Konusu ve Özeti

Bu yazımızda Amin Maalouf tarafından yazılan Ölümcül Kimlikler kitabını inceleyeceğiz. Bu sayede kitap hakkında genel bir bilgi vermiş olacağız ve Ölümcül Kimlikler kitabının konusu ve özetini ele alacağız. Ayrıca kitabın sosyolojik yorumu ve değerlendirmesine yer vermeye çalışacağız.

Öncelikle kimlik nedir?

♦Kimlik yamalı bir bohça değil, bir bütündür; bizim parmak izimizdir. İnsanın ise tek bir kimliği yoktur. Amin Maalouf da Ölümcül Kimlikler kitabında tam olarak bu konuları ele almış ve anlattıklarını kendi hayatıyla ilişkilendirerek kimliklerin nasıl ölümcül hale getirildiğinin üzerinde durmuştur.

♦Arap kökenli Hristiyan bir yazar olan Amin Maalouf Lübnan’da doğar. Uzun süredir Paris’te yaşayan yazar eserlerini de Fransızca yazmaktadır. Yazarımız dört bölüm halinde kaleme aldığı bu kitapta tarihten ve günümüzden örnekler vererek kimlik, aidiyet gibi sorunları ve bunların nasıl birer sorun hale getirildiğini ele almaktadır.

Kimlik tek bir özellik ile sınırlandırılabilir mi?

♦Kimlik tek bir özellik ile sınırlandırılamaz çünkü bir yığın ögenin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Yazarımız da; din, mezhep, millet, aile, sosyal yaşam ve daha sayabileceğimiz birçok sosyal etkenin yaşam boyu edinildiğinden bahsediyor. Bu adımda farklılıklarımız devreye giriyor ve Maalouf da herkesin eşit olduğuna değil, herkesin farklı olduğuna vurgu yapıyor. Birçoğumuz buraya kadar hemfikir olabiliriz ama uygulamaya geçtiğimizde farklı davranmakta ve birbirinden farklı onlarca insanı aynı kefeye koymaktayız. Yazar tüm bu alışkanlıkların bir anda değişmeyeceğinin elbette ki farkındadır. Ancak bu yargılı ve ölümcül yaklaşımlardaki payımızın bilincine varmalıyız demekte ve Ölümcül Kimlikler kitabında şunu eklemektedir:

Başkalarını çoğu zaman en dar aidiyetlerin içine sıkıştıran bizim bakışımız ve onları özgür kılacak da yine bizim bakışımız.

♦Yazara göre kimlik ‘sahte bir dosttur’ çünkü kimlik bizi bir araya getiren unsur olabilir ancak bizim için kurtarıcı olan kimlik karşıdaki için ölümcül olabilir.

Bir haksızlığı kınarız, zulüm gören bir halkın haklarını savunuruz ve ertesi gün kendimizi bir katliamın suç ortağı olarak buluruz.

Peki kimlik varoluş itibariyle de ölümcül müdür?

♦Aslında kimlik ne kötüdür, ne suçlayıcı veya dışlayıcı, ne de ölümcül… Bunu biz insanları sınıflandırarak, onları tek bir kimlikten ibaret görerek yaparız. Kimlik kümülatiftir ve bunu görmezden gelmek onu ölümcül yapar. Yazara göre deniz kıyısında büyüyen birinin kimliğine denizin kokusu bile bir şeyler katmıştır. 🙂

Ölümcül Kimlikler kitabında Maalouf tüm bunları dile getirirken dil, din, radikal dincilik, zamanın ruhu gibi kavramlar üzerinde durmuş; bize örneklerle güzel ve kolay bir anlatım sunmuştur. Son olarak tekrar etmeliyim ki yazar; kimliksiz veya herkesin aynı olduğu bir dünya istememektedir. Her kimlik, kültür kendini korumalı ve karşısındakine saygı duymalı, özellikle farklılıklara saygı duymalı ki bir arada yaşamak kolaylaşsın. Kimliği ölümcül olmaktan ancak bu şekilde kurtarabiliriz.

♦Son olarak yazarımız; ileride bir gün torunu yazdığı kitabı bulur ve okumaya karar verirse; dedesinin zamanında hala böyle şeylerin konuşulmaya ihtiyaç duyulmasını büyük bir hayretle karşılamasını istediğini söylemektedir. Bu düşünce anlamı itibariyle tüm kitabı özetlemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir