Alef İnceleme – BluTV – Konusu Ne?

BluTV yayın dünyasına kattığı yeni içeriklerle her geçen gün daha da umut vadeden bir platforma dönüştü. Özellikle Türk dizi ve filmler konusunda televizyonun aksine, uluslararası düzeyde de itibar görebilecek kadar başarılı pek çok içeriğe sahip. Alef ise kuşkusuz bu yapımlar arasında çıtanın en yükseklere ulaştığı bir iş olmuş. Özünde polisiye olarak görünen bu dizinin aslında tarihi bağlamda da oldukça derin bir konusu var. Bu durum şüphesiz dizinin yönetmeni olan Emin Alper’in akademisyen kimliğiyle yakından ilgili. Emin Alper, Boğaziçi Üniversitesinde Modern Türkiye Tarihi üzerine doktora yapmış ve öyle görünüyor ki, bilgi birikimini Alef’e de bolca yansıtmış. Alef konusu ve detayları ile dizinin senaristliğini üstlenen Emre Kayış’ın oldukça başarılı bir iş ortaya koymuş. Alef dizisinin  inceleme ve değerlendirmesine yer verdiğimiz yazımızın devamında daha birçok detay bulacaksınız.

Alef İnceleme – Ne Anlatıyor?

İlk olarak söylemeliyiz ki, dizi izleyicisine bambaşka bir İstanbul sunuyor. Birbirinden farklı mekanlarda muazzam bir biçimde çekilmiş sahneler, seyirciyi kesinlikle mekâna dahil ediyor. Müzik seçimleri ise bir o kadar isabetli ve dizinin atmosferiyle uyumlu.

Dizi Ortodoks Hristiyanları’nın yapmakta olduğu Teofania ritüeli ile birlikte başlıyor. Bu ilk sahneden itibaren aslında İstanbul’da birbirinden farklı ne çok yaşam biçiminin bir arada var olduğunu anlatıyor bize dizi. Bu ritüel esnasında genç çocuklardan biri, denizin altında iskeleye bağlanmış bir ceset buluyor ve böylelikle tek solukta izleyebileceğiniz bir serüven başlıyor.

Başrol olduklarını söyleyebileceğimiz Ahmet Mümtaz Taylan ve Kenan İmirzalıoğlu ise bu dosyayı alan iki polis olarak karşımıza çıkıyor. Her iki karakterin de duygu dünyası ve yaşamları kimi noktalarda kesişiyor ve dizi boyunca karakterler başarılı bir biçimde işleniyor. Bulunan ilk cesedin üzerinden fazla zaman geçmeden ikinci bir cesedin bulunmasıyla, kahramanlarımız bu cinayetlerin aynı kişi tarafından işlendiğine ve bir mesaj amacı taşıdığına emin oluyorlar.

Dizide ilk olarak bir trans bireyin cesedi bulunmuştu. Dolayısıyla anlıyoruz ki dizi homofobi ve buna maruz kalan insanlarla ilgili bir şeyler anlatmayı amaçlıyor. Ancak bununla beraber dizi özellikle son bölüme kadar yoğun bir tasavvufi içerikle de ilerliyor. Osmanlı döneminde çeşitli tarikatların birbirleriyle olan, sonu oldukça kötü biten çeşitli ilişkileri başarıyla işleniyor. Dizinin iki ana damarı olan homofobi ve inançlar meselesi ne yazık ki bölümler bağlamında eşit olarak dağıtılamadığından kimi noktalarda konu yeterince yoğunlaşamıyor.

Ancak özellikle tarihe gittiğimizde, Osmanlı’nın Sünnileştirme politikalarının, bugün dahi ne çok etkiye sahip olduğunu. Bu alt metin özellikle dizinin ortalarında detaylıca işleniyor. Ancak son bölümde olaylar birden homofobiye bağlanıyor ve tarihi bağlam bir anlamda kenara bırakılıyor. Aniden yaşanan bu kopukluk göz ardı edilebilirse, Alef’in muazzam bir yapım olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Muhtemelen tek sezonluk olan dizi, son bölüme gelene kadar bütünlük ve derinlikle ilerliyor. Tarihi bağlam ve karakterler öyle derinleştiriliyor ki hikâye etkileyici olmanın yanı sıra, aslında daha önce belki de hiç işlenmemiş bir konuya değiniyor. Dolayısıyla Alef her anlamda akıllara kazınabilecek kadar güçlü bir iş. Fakat dizinin son bölümü, adeta aradaki birkaç bölüp kaybolup gitmiş bir his bırakıyor. Sezon boyunca çizilen geniş resim bir anda sanki küçücük bir alana mahkûm ediliyor ve bir yarım kalmışlık izlenimi bırakıyor. Umarız dizi sandığımız gibi final yapmamıştır ve tüm bu zengin süreç hakkettiği sonuca bağlanır.

Neden Alef İzlemeli?

Alef inceleme yazımızda, neden Alef dizisini izlemeniz gerektiğinden de bahsetmezsek olmaz. Öncelikle toplumsal dışlanmaların belki de en çok görünürlük kazandığı bu dönemde, tüm bunların kadar anlamsız ve nafile olduğunu göstermek konusunda Alef harika bir iş ortaya koyuyor. Dizi bunu İstanbul üzerinden güçlü bir yolla anlatıyor. Birbirinden farklı inançlar, birbirinden farklı yönelimlere sahip farklı insanlar, bambaşka yaşam biçimleri, gördüğümüz ve görmediğimiz halleriyle insan manzaraları tüm gerçekliğiyle karşımıza çıkıyor.

Dışlamanın, yok saymanın ya da belki daha da ileriye giderek yok etmeye çalışmanın, tarihi de gözlediğimizde ne kadar boşa olduğunu anlatıyor bize Alef. Çünkü var olmak konusunda kararlılığa sahip olan ve var olacak olan, üzerinden geçen tüm zamana ve belaya rağmen bir şekilde hayatta kalmaya devam ediyor.

Dizide bir profesörü canlandıran Melisa Sözen’in hiçbir şeyin değişmediği yalnızca biçim değiştirdiğiyle ilgili repliği ise aslında pek çok şeyi anlatmaya yetiyor. Umarız dizi sizler için de keyifli bir yolculuk olur ve farklılıklarımızla ne kadar güzel olduğumuzu hissettirir.

Alef incelemesi, konusu ve detaylarına yer verdiğimiz bu yazımızdan sonra diziyi izlemeye karar verdiyseniz BluTV – Alef adresini ziyaret edebilirsiniz. İyi seyirler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir